Bu sorular pazarlama departmanından değil: eğitimlerde öğrencilerimin gerçekten sorduğu sorular. Cevaplar da derste verdiğim cevapların aynısı — gerektiğinde «hayır» ya da «bilmiyorum» diyen.
Kod bilmemek, jargon korkusu ve "acaba bana göre mi?" soruları.
Evet — hatta öğrencilerimin çoğu tam olarak bu noktadan başladı. Doktor, mimar, müzisyen, öğretmen, danışman, sebze-meyve toptancısı… 12'den fazla yazılım dışı meslekten kişiyle çalıştım; ortak noktaları kodu bilmemeleri, kendi işlerini iyi bilmeleriydi.
İki somut örnek: 55 yaşında bir doktor olan Aytaç Keskinege, yedi derste iki ayrı işletme için tam kapsamlı CRM yazdı. Cüneyd Yuzak ilk derste "Ajan diyorlar ya, ajan ne demek? Ben bilmiyordum, James Bond filmlerinden biliyorum" demişti; dokuz gün sonra şirketinin CRM'i canlıdaydı.
Mesele kod öğrenmek değil. Yazılımı yapay zeka yazıyor; siz işinizin gereksinimini anlatıyorsunuz — ve kendi sektörünüzü herhangi bir yazılımcıdan daha iyi tanıyorsunuz.
Haklısınız; jargon çoğu zaman bilenlerin kendini önemli hissetme biçimidir. Derslerde kavramları ihtiyacımız olduğu anda, kendi dilinizle öğreniyorsunuz — ezberlenecek bir sözlük yok.
En basit örnek: "Ajan", kendi başına adım adım iş yapabilen program demektir. "Sistemi yayına almak" da sitenizi internette herkesin görebileceği adrese koymak demek. Bu kadar.
Hayır, derse gelmeden hiçbir şey satın almanıza gerek yok. Çoğu kişi böyle başlıyor.
claude.ai adresine gidip e-postanızla oturum açmayı deneyin: hesabınız varsa açılır, yoksa oluşturursunuz. İlk derste hesabınıza birlikte bakıyor, işinize göre doğru planı birlikte seçiyoruz.
Sorun değil; ilk derste öğreniyorsunuz. GitHub, kodlarınızın saklandığı ve her değişikliğin kaydedildiği bir depo — kod için Google Drive + değişiklik geçmişi gibi düşünün. Yanlış bir şey olursa eski bir hâline dönebilirsiniz.
Bütün kurulumu derste birlikte yapıyoruz; dersten önce hesabınızın olması şart değil.
Hayır — ama "hiçbir şeyi bilmeyeyim, her şeyi o yapsın" da değil. Hedef, bir katılımcımın derste bulduğu ifadeyle "yazılımcı patronu" olmak: patron her vidanın nasıl sıkıldığını bilmez; neyin yapılacağını tarif eder ve sonucu denetler.
Eğitimde öğrettiğim tam olarak bu: ne isteyeceksiniz, yapay zekanın yaptığını nasıl kontrol edeceksiniz, ne zaman durdurup müdahale edeceksiniz.
Doğru soruyu bilmek zorunda değilsiniz — bu, derslerde öğrettiğim ilk şey. Pratik kalıp şu: "Ben bu işi yapmak istiyorum, bana soru sor." Yapay zekaya soru sordurtmak, kendiniz soru uydurmaktan çok daha kolaydır.
İkinci kalıp: "Ben acemiyim, bu adımı sen yap." Bu iki cümle, öğrencilerimin çoğunun ilk hafta ezberlediği ve en çok işine yarayan iki cümledir.
Açık olayım: hayır. Ve buna gerek de yok.
Hedef yazılımcı olmak değil, "yazılımcı patronu" olmak — yapay zekaya iş yaptıran, sonucu denetleyen, sistemini yöneten kişi. Kod yazma işini yapay zeka yapıyor; karar veren ve denetleyen tarafta siz oluyorsunuz.
Çoğu durumda evet. Bazı şirket bilgisayarlarında program kurmak için yönetici yetkisi gerekiyor ve bu, BT departmanına takılabiliyor — bunu derslerde gerçekten yaşadık.
İlk derste bilgisayarınıza bakıp en uygun yolu belirliyoruz; yetki engeli varsa her zaman bir B planı oluyor.
Zincir aslında basit: Claude kodu yazar → GitHub kodu saklar ve her değişikliği kaydeder → Cloudflare veya Vercel sitenizi dünyaya yayınlar → Supabase gibi servisler kullanıcı girişini ve verilerinizi tutar.
Bu zinciri şema ezberleyerek değil, ilk derslerde kendi projenizi kurarken öğreniyorsunuz. Her halkayı tek tek, kendi elinizle kuruyorsunuz — bittiğinde neyin ne işe yaradığını biliyorsunuz.
Evet. Portfolyonuzu düzenlemek, projelerinizi anlatmak ya da kendi kullandığınız programla yapay zekanın ne yapabildiğini denemek için çalışabiliriz.
Bir besteciyle portfolyo sitesini hazırlayıp yayına aldık; dersler arasında kendi değişikliklerini yapmaya da başladı. Aynı çalışmada yapay zeka onun müzik programına bağlandı — yani iş her zaman web sitesiyle sınırlı değil, kendi aletinizin içinde de çalışabiliyor.
Çalışmanın kapsamını kendi hedefiniz belirler; ilk konuştuğumuz şey yapmak istediğiniz iş ve elinizdeki malzeme oluyor.
Sonuç almak istediğiniz tek bir işi ve elinizdeki örnekleri seçin. Sonra şunları netleştirin: kime hitap ediyor, hangi bilgi eksik, iyi bir sonuç neye benziyor?
Genel cevap çoğu zaman genel sorudan gelir. Birebir çalışmada bu soruları kendi projeniz üzerinden ele alıyoruz; çoğu derste ilk iş yapay zekaya bir şey yaptırmak değil, ona doğru soruyu sordurtmak oluyor.
---
En çok çekinilen konulara açık cevaplar; garanti yerine ilke.
Dürüst cevap iki parçalı. Çalışmalarınız kendi bilgisayarınızda ve kendi adınıza açılmış hesaplarda (GitHub, Supabase gibi) tutulur; bunların sahibi sizsiniz. Yapay zekaya yazdığınız komutlar ise hizmet sağlayıcının sunucularında işlenir — bunun şartları sağlayıcının kendi sözleşmesinde yazar.
Derslerdeki kuralım net: gerçek müşteri verisi, parola, kimlik bilgisi gibi hassas hiçbir şey geliştirme ortamına girmez; her şey demo veriyle yapılır. Kurumsal bir gizlilik politikasına bağlıysanız eğitimden önce BT biriminizle konuşmanızı öneririm.
Bunu hiçbir AI şirketi size yüzde yüz garanti edemez; dürüst cevap bu. Sağlayıcıların veri kullanım şartları kendi sözleşmelerinde yazılıdır ve zaman zaman değişir.
Pratik kuralım şu: bir fikir "hiç kimseyle paylaşılamayacak" kadar değerliyse onu hiçbir bulut aracına yazmayın — yapay zekaya da, herhangi bir online servise de. Gerçek koruma sözleşmelerle ve gerekiyorsa hukuki tescille sağlanır; ciddi bir fikri mülkiyet kaygınız varsa hukuk danışmanına yönlendiririm.
Hukuki sorumluluk her zaman sistemi yayınlayan ve işletene aittir; yapay zeka bir araçtır, tıpkı muhasebe programınız gibi. Bu konuda hukuki danışmanlık vermiyorum — ama derslerde uyguladığım iki ilke var.
Birincisi: geliştirme sırasında gerçek kişisel veri kullanılmaz, her şey demo veriyle kurulur. İkincisi: canlıya alınan her sistemde erişim, kimlik ve veri gizliliği ayarları birlikte gözden geçirilir.
KVKK'ya tabi bir sektördeyseniz (sağlık, hukuk, finans) sistemin mimarisini buna göre kurarız; nihai uyum kararını ise hukuk danışmanınızla vermelisiniz.
Her yazılım gibi sizin sisteminiz de teknik olarak kopyalanabilir — hazır yazılım kullansanız da durum aynıdır.
Pratik koruma üç katmandır: kod deponuz gizli (private) tutulur, sisteme erişimler rol bazlı sınırlandırılır, gerektiğinde hukuki sözleşmeler devreye girer. İlk iki katmanı eğitimde birlikte kuruyoruz; üçüncüsü gerekiyorsa hukuki destek almanız doğru olur.
Açık söyleyeyim: hiçbir sistem yüzde yüz güvenli değildir; bunu vaat eden olursa şüpheyle bakın. Yapay zekanın yazdığı kod da her kod gibi denetim ister.
Derslerde işlediğim ilke şu: kendi sisteminize dışarıdan bakan birinin gözüyle bakmak. Bir açığı siz görebiliyorsanız, başkasının da görebileceğini varsayın. Eğitimdeki yaklaşım bunun üzerine kurulu: yetkiler en az düzeyde verilir, parola ve anahtarlar asla kodun içine konmaz, yapay zekanın yaptıkları log’lardan kontrol edilir.
Güvenlik bir kere kurulan bir şey değil, bir bakış açısıdır — eğitimde o bakış açısını kazandırıyorum.
Supabase açık kaynak kodlu bir veri tabanı servisidir; verileriniz sizin adınıza açılmış hesapta, sizin seçtiğiniz bölgedeki sunucularda tutulur ve hesabın tek sahibi sizsiniz.
Kuralım şu: sistemin sahibi her zaman siz kalırsınız. Bütün hesaplar sizin adınıza açılır, veriniz kendi hesabınızda durur, ben dahil kimse sizden bağımsız erişemez. Çok hassas verilerle çalışıyorsanız veriyi kendi sunucunuzda tutma seçeneğini de derslerde konuşuyoruz.
Hayır. Depolar gizli (private) açılabiliyor ve eğitimde kuralımız net: bütün proje depoları private olur.
Bu konuyu özellikle işliyorum çünkü gerçek bir dersimiz var: bir kohortta yanlışlıkla herkese açık yapılmış bir depo, hep birlikte fark edip düzelttiğimiz öğretici bir ana dönüştü. Neyin açık neyin kapalı olduğunu ilk günden birlikte kuruyoruz.
Kural kısa: asla kodun içine, asla sohbet penceresine.
Anahtarlar "ortam değişkeni" denilen özel bir alanda tutulur; siteyi yayına alırken bu anahtarlar sunucunun gizli ayarlarına konur. Derslerde bunu adım adım birlikte yapıyoruz — ve en az bunun kadar önemli olan "bu anahtar nereye konmaz" listesini öğretiyorum.
Claude Code gibi araçlar, sizin onayınız olmadan bilgisayarınızda önemli işlem yapmaz; kritik adımlarda izin ister.
Eğitimde bu izinleri bilinçli vermeyi öğretiyorum: her izin isteğini birlikte okuyoruz, neyin neden istendiğini anlıyoruz. Kontrol sizde kalıyor; "her şeyi otomatik onayla" kolaycılığına kaçmıyoruz.
Yetki kademeli verilir ve yazılı kurallarla sınırlandırılır — derslerde öğrettiğim temel ilke bu.
Öğrencim Emre Omay'ın kendi sistemi için koyduğu kural: "Silme yok, değiştirme yok — sadece işaretle."
Yani yapay zekaya önce önerme ve işaretleme yetkisi veriyorsunuz; sonuçları kontrol ettikçe güven oluşuyor. Güven kör teslimiyetle değil, denetimle kurulur.
Hayır. Yapay zekanın banka hesabınıza ya da kartınıza erişimi yoktur; bütün ödemeler kendi adınıza açtığınız hesaplarda, kendi kartınızla yapılır.
Abonelikleri derste birlikte açıyoruz; iptal etmek istediğinizde nerede iptal edeceğinizi de gösteriyorum. Para musluğu her zaman sizin elinizde.
---
Token ekonomisi, abonelik planları ve dürüst kıyaslar.
Token, yapay zekanın metni işlerken kullandığı ölçü birimi — eski telefonlardaki "kontör" gibi düşünebilirsiniz. Ama pratikte bu kadar karmaşık değil: Claude'un abonelik planlarında (Pro, Max) token'ı tek tek saymıyorsunuz; saat pencereleri içinde çalışan bir kullanım hakkınız oluyor.
Derslerde bu pencere sistemini ve plan farklarını gerçek kullanımınız üzerinden anlatıyorum. Hangi planın size yeteceğini ilk hafta birlikte görüyoruz — gereksiz yere üst plan aldırmam.
Dürüst olayım: ciddi bir sistem kuruyorsanız üst plan gerekebilir. Öğrencim Cüneyd Yuzak'ın kendi sözüyle:
"Bu üst pakete geçmesem bunları yapamıyorduk tabii."
Ama bu maliyeti doğru yere koymak lazım: kıyas, bir yazılımcının ücretidir, boş bir abonelik gideri değil. Bir yazılımcının günlerce uğraşacağı işi siz bir derste bitiriyorsanız, abonelik kendini çoktan ödemiştir. Kullanımınız düşükse düşük planla devam etmenizi de aynı açıklıkla söylerim.
İşinize özel, terzi usulü bir sistem yaptırmak istediğinizde yazılım ajanslarından alacağınız teklifler on binlerce liradan başlar; teslim süreleri aylarla ölçülür. Kesin bir rakam vermem doğru olmaz — işinizin kapsamını bilmeden rakam söylemek umut tacirliği olur.
Ama eğitimden iki gerçek cümle vereyim. Bir atölye katılımcım, daha önce dışarıya yaptırdığı sistem için şöyle demişti: "10 bin dolar verdik bir zamanlar… bugün öğrendiklerimle bunu kendim yapardım." Öğrencim Emre Omay'ın ölçümü de somut: ofiste birinin iki-üç gün uğraşacağı bir sunum hazırlık işi, yapay zekayla 10 dakikasını aldı. Kendi işinizdeki tekrarları alt alta yazarsanız hesabı kendiniz görebilirsiniz — derslerde bunu birlikte yapıyoruz.
Herkese göre değil — bunu açıkça söylüyorum. Şuna bağlı: işinizde tekrarlayan, elle yapılan, "hamaliye" işler var mı ve bunları devretmeye istekli misiniz? İkisi de evetse, eğitimdeki kişilerin çoğu gibi ilk haftalarda belirgin zaman kazancı görürsünüz.
Ama "yapay zeka para kazandırsın, ben kenara çekileyim" beklentisiyle geliyorsanız bu eğitim size göre değil — ben o vaatleri vermiyorum. Umut tacirliği yapmıyorum; bu eğitim emek ister, karşılığını da verir.
---
Alan adından mağazalara, mimariden otomasyona.
Evet. Alan adınız hangi firmada kayıtlıysa oradan taşınır ya da yönlendirilir; bunu derslerde adım adım birlikte yapıyoruz.
"Alan adımı taşırsam e-postalarım bozulur mu?" gibi detaylar da dahil: geçiş sırasında hiçbir şeyin kesilmemesi için kontrol listesiyle ilerliyoruz. Öğrencim Cüneyd Yuzak'ın alan adı da eğitim sırasında kendi canlı sistemine bu şekilde bağlandı.
Her zaman değil. Kurduğumuz sistemlerin çoğu kendi yayın altyapısında (GitHub Pages, Cloudflare, Vercel) çalışır; mevcut hostinginize bağımlı değildir.
WordPress gibi mevcut bir siteniz varsa ve değişiklik orada yapılacaksa, terminal gerektirmeyen yolları kullanıyoruz. İlk derste mevcut durumunuza bakıp en uygun yolu belirliyoruz.
Eğitimin bütün amacı bu. Ben yapıp teslim etmiyorum; yapmayı öğretiyorum. Yayına aldıktan sonra metin değişikliği, yeni sayfa, basit düzenlemeler sizde.
Öğrencim Filiz Cingi Yurdakul'un tek cümlelik özeti: "Bastım ve yaptı."
Eğitim bittiğinde bana bağımlı kalırsanız, ben işimi kötü yapmışım demektir.
Hayır — otomatik yayın akışı (CI/CD) kuruyoruz: siz değişikliği kaydettiğinizde sistem kendiliğinden kontrol edilip yayına giriyor.
Cüneyd Yuzak'ın canlı sisteminde bu akış böyle çalışıyor; kendi ifadesiyle "bütün işi siteye yükledik". Hangi projede ne kadar otomasyon kurulacağı, işinize göre derste netleşir.
Şart değil; çoğu iş için web uygulaması yeterlidir ve telefondan da rahatça açılır.
Gerçek bir uygulama gibi — kendi simgesiyle, tam ekran — isterseniz mobil uygulama yolu da var; derslerde katılımcıların kendi telefonunda çalışan uygulama ürettiği oldu.
Play Store ve App Store'a giriş ise ayrı bir süreçtir: geliştirici hesabı, mağaza denetimi ve yıllık ücretler gerekir. Doğru sıra: önce web ile başlamak, mağazayı gerçekten ihtiyaç doğarsa düşünmek.
Eskiden doğruydu; artık değil. "Sunucusuz" (serverless) denilen yapıda sitenin görünür kısmı statik yayınlanır; üyelik, form, veri tabanı gibi işler güvenli servisler tarafından halledilir.
Böylece hem hızlı hem bakımı kolay sistemler kuruluyor. Eğitimde kurulan CRM'ler ve randevu sistemleri tam olarak bu mimariyle çalışıyor.
Evet, bu beklenen bir durum: yapay zeka olasılıklı çalışır, hesap makinesi gibi birebir aynı çıktıyı üretmez.
Ama bu belirsizlik yönetilebilir. Derslerde yöntemini öğretiyorum: işi planlatarak vermek, yazılı kurallar koymak, sonucu test ettirmek. Önemli olan her çıktının aynı olması değil; sonucun doğru olup olmadığını denetleyecek düzeni kurmak.
Pratik cevap: son konuşmayı kaldığı yerden sürdürmek için -c (continue), eski bir konuşmayı seçip dönmek için -r (resume) komutu kullanılıyor.
Dürüst not: bu araçlar haftalar içinde değişiyor; komutların güncel karşılığını derslerde birlikte doğruluyoruz. Size ezberletmeye çalıştığım komutlar değil — bir şey değiştiğinde nasıl bakacağınız.
Teknik olarak mümkün — ama bilinçli olarak eğitimin ilerisine bıraktığım bir konu. Tek bir ajanla sağlıklı çalışmayı öğrenmeden çoklu ajana geçmek kontrolü zorlaştırıyor; üstelik bu alanda piyasada çok fazla abartılı vaat var.
Önce tek ajanla sisteminizi kurun, güvenle denetleyin. O aşamayı geçtiğinizde takım kurmanın da yolunu gösteririm. "Bu eğitimde ajan takımı yok" demem sizi küçümsediğimden değil; sırayı doğru kurmak istediğimden.
---
Kazanım, güncellik ve açık sözlü sınırlar.
Açık olayım: "yapın, kesin satarsınız" diyenlerden değilim. Derslerde de aynısını söylüyorum: umut tacirliği yapmıyorum.
Eğitimdeki kişilerin ezici çoğunluğu sistemi kendi işi için kurdu — gerçek kazanç da orada: günler süren işlerin saatlere inmesi, elle yapılan takiplerin otomatikleşmesi.
Başkalarına sistem yapıp satmak mümkün ama ayrı bir iştir; müşteri bulmak ve proje yönetmek gibi beceriler ister. Önce kendi işinizde değeri görün, sonrası için acele etmeyin.
Vaad değil, kanıt göstereyim — hepsi izinleriyle isimli:
Cüneyd Yuzak'ın Golden Visa danışmanlığı CRM'i canlıda; kendi ifadesiyle 31 gerçek yatırımcının işi o sistemden yürüyor. İsmail Bey'nın Brooklyn'deki sebze-meyve tedarik işinde siparişler artık kağıt listelerden değil, kendi kurduğu sistemden geçiyor. Filiz Cingi Yurdakul, tek başına yönettiği mimarlık ofisinin proje takibini ve çalışan saatlerini kendi kurduğu sistemle yürütüyor.
Bunlar "para kazandım" cümleleri değil — ölçülmüş gelir rakamı söylemek dürüst olmaz. Bunlar, canlıda çalışan ve işini gerçekten dönüştürmüş sistemler. Detaylarını vaka çalışmalarımda okuyabilirsiniz.
Aylardır her meslekten onlarca kişiyle çalışıyorum; gözlemim net: meslekler kaybolmuyor, dönüşüyor. Yapay zeka, mesleğini iyi bilen kişinin elinde kaldıraç; hiç bilmeyen birinin elinde risk.
Bir öğrencimin (25 yıllık mimarlık firması kuran Emre Omay) ruh hâli bence en sağlıklısı: "Panik modunda değilim." Derslerde hep aynı şeyi söylüyorum: yerinizi yapay zeka almaz; yapay zekayı iyi kullanan biri alır. Panik yerine öğrenmek, bugün atılacak en akıllı adım.
Tersini gördüm. Öğrencim Emre Omay'ın sözü en iyi cevap:
"Yaptığım rutin şeylere dahil ederek sadece hızlanması değil, keyifli hale geliyor. O zaman üşendiğim, ertelediğim başka şeyleri yapabilir hale geliyorum."
Yük kalkınca ertelenen işler yapılıyor. Tembelleşen görmedim; tam tersine gece yarılarına kadar kendi projesiyle uğraşan çok gördüm — bazen "bu kadar da bağlanmayın" demek bana düşüyor.
Bu araçlar gerçekten hızlı değişiyor — bugün anlattığım bir ekran altı ay sonra eskimiş olabiliyor. O yüzden menü ezberletmiyorum; yöntem öğretiyorum: doğru soruyu sormak, plan yaptırmak, sonucu denetlemek.
Ve yalnız kalmıyorsunuz: eğitim sonrasında da iletişimde kalıyoruz. Önemli yenilikleri ve pratik ipuçlarını paylaştığım bir takip iletişimim var; öğrencilerimin çoğuyla eğitim bittikten sonra da yolumuz kesişmeye devam ediyor.
Doğruyu: "Yapay zekaya yaptırdım." Bu bir itiraf değil, bir yetkinlik.
Direksiyonda siz vardınız: gereksinimi siz tarif ettiniz, adımları siz onayladınız, sonucu siz denetlediniz. Kodu yapay zeka yazdı; kararı siz verdiniz. Bunu utanarak değil, gururla söyleyebilirsiniz — çünkü bugün çoğu insanın yapamadığını yaptınız.
---
Sorunuz bu 41'un arasında yok mu?
Konuşalım. İlk görüşmede de aynı kural geçerli: abartı yok, umut tacirliği yok — işinize bakıp dürüstçe söylerim.
İki yol var: sekiz kişilik grup atölyesinde sıfırdan öğren, ya da kendi projen için birebir çalışalım.
8 kişilik grup, 4 canlı oturum, kendi projen. Sonraki grup 12 Ekim'de başlıyor.
Atölyeyi incele →Birebir mentorluk, ekip eğitimi veya proje danışmanlığı. Önce 30 dakikalık ücretsiz tanışma toplantısı.
Tanışma toplantısı planla →